Değerli sağlık çalışanları bilindiği gibi yarın 8 Kasım DÜNYA RADYOLOJİ GÜNÜ tüm dünyada ve ülkemizde kutlanacak
Ama maalesef radyoloji çalışanları mutsuz, ümitsiz yarınlarından endişe duymaktadır. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yarın röntgen ışınlarının, Alman Fizikçi W.C.Röntgen tarafından bulunuşunun 118. Yılı dolayısı ile DÜNYA RADYOLOJİ GÜNÜ olarak adlandırılmaktadır.
AKTİF-SAĞLIK-SEN Senidakası olarak gönül isterdi ki; personel hakkını araması gereken yandaş sendikalar susmasaydı ve sağlıkta dönüşüm politikalarının sonucu tüm meslek gurupları gibi mağdur edildikleri için, Yandaş Sendikalar sustuğu için radyasyon çalışanları ne yazıkki bu günü bayram tadında kutlayamıyor.
Hakları tek tek elinden alınırken maalesef radyoloji teknisyen ve teknikerleri her yıl olduğu gibi bu yılda Dünya Radyoloji Günü’nü umutsuz ve bir çok sorunları ile birlikte kutlamaya çalışacaklar. Tüm sağlık çalışanlarında olduğu gibi sorunlar temelde aynı ama her meslek gurubunun kendine has sıkıntıları mevcut isterseniz radyoloji çalışanlarının sorunlarından genele doğru sorunları sıralayalım
Kanun ve Yönetmelikler Olmasına Rağmen Radyoloji Üniteleri Denetlenmiyor.
Denetimden uzak sağlık kurumlarında meslek kanunları çıkmış ve yasal yaptırımları olmasına rağmen mesleki ehliyet sahibi olmayan kişiler yaygın olarak çalıştırılmaktadır. Neden? sağlık hizmetinin en önemli bir parçası olan radyolojik görüntüleme hizmetlerinin ehliyetsiz kişilerce yapılmasına İl Sağlık Müdürlükleri TKHK8Genel Sekreterlikler) ve Halk Sağlığı Müdürlükleri sesiz kalıyor ve denetlemiyor...
Nedeni ? malum Neo-Liberal ekonomilerin ucuz insan gücü ile iş yapmak istemeleri ve 2003 sağlıkta dönüşüm programının uygulanmasıdır. Bu ve buna bezer aksaklıkların görmezlikten gelinmesidir.
Aslında devlet erki suç işliyor ama bu ülkede mutlaka birilerinin ölmesi lazım yada hasta olması gerekiyor.
Bu ülkede Kanunlar, Yönetmelikler, TCK maddeleri maalesef garibana ve kimsesi olmayanlara uygulanıyor. Çünkü artık özel sağlık sektörleri gruplar kurarak kartelleşti güç oldular ve devlet erkini hiçe saymaya başladılar, kanunlardaki boşluklar ve cezai yaptırımların yetersizliğinden faydalanarak hukuksuzluklar devam ediyor.
Nedeni ? malum Neo-Liberal ekonomilerin ucuz insan gücü ile iş yapmak istemeleri ve 2003 sağlıkta dönüşüm programının uygulanmasıdır. Bu ve buna bezer aksaklıkların görmezlikten gelinmesidir.
Aslında devlet erki suç işliyor ama bu ülkede mutlaka birilerinin ölmesi lazım yada hasta olması gerekiyor.
Bu ülkede Kanunlar, Yönetmelikler, TCK maddeleri maalesef garibana ve kimsesi olmayanlara uygulanıyor. Çünkü artık özel sağlık sektörleri gruplar kurarak kartelleşti güç oldular ve devlet erkini hiçe saymaya başladılar, kanunlardaki boşluklar ve cezai yaptırımların yetersizliğinden faydalanarak hukuksuzluklar devam ediyor.
Sağlık Bakanlığı ve kurum yetkililerinin Radyasyonun bir çok sakıncalar doğuracağını ve kansere davetiye çıkardığını bu durumu çok iyi bildiklerini düşünüyoruz. Sorunun sadece bununla sınırlı değil. Bununla(taşeronlaşma -Hizmet alımı) ile birlikte sağlık kuruluşlarında(Kamu/Özel)gerekli gereksiz birçok radyolojik istem yapılarak görüntüleme işlemi yapılmaktadır.
Öyle abartı oluştu ki; tomografi normal bir şey olarak empoze edilip her hastadan tomografi istenmeye başlandı,ama kimsenin bu çekimlerin zararını düşündüğü yok öyle ki Bir hastaya çekilen tomografinin çekimi yaklaşık 325-330 akciğer filmine eşdeğer radyasyon yaymaktadır, fakat bunu düşünen yok acı durum değilmi?
Sırf birilerinin haksız kazanç elde ederek servetlerine servet katmak için sistemin dayatması ile hekimlerimiz yöneticilerin tahlil isteyin baskısı ile yakınlarımıza/çocuklarımıza bilinçsizce tomografi çekimleri yaptırmaktadırlar.
Geleceğimiz olan çocuk hastalar için gerekli hassasiyet gösterilerek lütfen artık bu oyuna hep beraber DUR! Diyelim. Kamu kurumlarına kurulan cihazların yaş ve modelleri artık dünyada kullanılmıyor buna rağmen Sağlık Bakanlığı’nın bu konuda somut bir çalışmasının olmaması düşündürücü değilmi?
Mesleklerin tanımlarını görev yetki ve sorumluluklarını bilmeyen kasap, fırıncı yöneticilerimiz varken halkımızdan mutlaka gittiği hastanelerde radyoloji ünitelerinden hizmet aldıkları kişilerin ehliyetli, okullu olup olmadıklarını sorgulamalarını beklemek hayalcilik olur. Bu nedenle önce insanlarımızı sonra idarecilerimizi bilinçlendirmemiz gerekiyor. Hastalarımıza konular iyi anlatılmalı gerektiğinde ilgili mercilere şikayetlerini iletmelerinde yardımcı olunmalıdır.
Çünkü sağlık bakanlığı ve ülke yöneticileri vatandaşın şikayetine daha çok değer veriyor aslında bizlerin vatandaşla barışık olmamız gerekiyor. Bizler bunu yaparken de vatandaşa sizlere daha iyi bir hizmet sunmak için hep beraber hareket edilmesi gerektiği iyi anlatılmalı bu yolculuğa vatandaşla çıkmamız gerekiyor...
Mesleki Gelecekleri İle Oynanıyor, İş Garantileri Taşeronlaşma İle Kaldırılıyor;
Radyolojide çalışanlarının çalışma alanları 657 DMK nın 36 maddesine eklenen ibare ile hizmet alımı adı altında özelleştirilmeye devam ediyor.
Bu özelleştirme furyası yanında radyoloji çalışanlarının hakları tek tek ellerinden alınıyor.
Yukarıda belirttiğimiz gibi rant için Radyoloji ünitelerini hizmet satın alma adı altında özelleştirerek hizmet kalitesi düşürülüyor hastalar hizmete ulaşmada sorun yaşıyor.
Az personel ile çok iş yapma mantığı yaygınlaştırılıyor., Radyoloji çalışanlarının iş gücünün karşılığı ucuzlaştırılmış emek, güvencesiz iş ortamı şekline dönüştürülerek birçok özlük hakları ellerinden alınıyor, “Ölümü gösterip Sıtmaya Razı Olmaları” isteniyor
Bu özelleştirme furyası yanında radyoloji çalışanlarının hakları tek tek ellerinden alınıyor.
Yukarıda belirttiğimiz gibi rant için Radyoloji ünitelerini hizmet satın alma adı altında özelleştirerek hizmet kalitesi düşürülüyor hastalar hizmete ulaşmada sorun yaşıyor.
Az personel ile çok iş yapma mantığı yaygınlaştırılıyor., Radyoloji çalışanlarının iş gücünün karşılığı ucuzlaştırılmış emek, güvencesiz iş ortamı şekline dönüştürülerek birçok özlük hakları ellerinden alınıyor, “Ölümü gösterip Sıtmaya Razı Olmaları” isteniyor
Radyasyon Vitamin Zannediliyor!!!
Radyasyonun insan sağlığı üzerinde ciddi anlamda olumsuz etkiler bıraktığına ilişkin yüzlerce bilimsel çalışma mevcuttur. Bunun için başta Uluslararası Radyasyondan Korunma Komisyonu (ICRP) olmak üzere, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) ve Avrupa Enerji Topluluğu (AURATOM) gibi birçok uluslararası kuruluş radyasyon kaynaklarıyla çalışanların günlük çalışma sürelerini mevcut duruma göre mümkün oldukça azaltmayı tavsiye ederken ve 22.06.1960 tarih ve 115 sayılı ‘Radyasyonlara Karşı Korunmaya Dair 1960 İLO Sözleşmesi’ne Türkiye Cumhuriyeti Devleti taraf olmuş ve imza koymuştur,
Bu sözleşme hükümleri üye ülkeler için bağlayıcı nitelik taşırken, Türkiye’de tanı ve tedavi amaçlı radyasyon uygulamalarında çalışan biz radyoloji çalışanlarının günlük mesai süreleri Tam Gün Yasası ile %40 artırarak 5 saatten 7 saate çıkarılmış, adeta uluslararası sözleşmelere atılan imzalar yok sayılmış ve radyoloji çalışanlarının geleceğinin karartılmasına davetiye çıkarılmıştır.
Bu sözleşme hükümleri üye ülkeler için bağlayıcı nitelik taşırken, Türkiye’de tanı ve tedavi amaçlı radyasyon uygulamalarında çalışan biz radyoloji çalışanlarının günlük mesai süreleri Tam Gün Yasası ile %40 artırarak 5 saatten 7 saate çıkarılmış, adeta uluslararası sözleşmelere atılan imzalar yok sayılmış ve radyoloji çalışanlarının geleceğinin karartılmasına davetiye çıkarılmıştır.
Sağlık Bakanlığı’nın bu anlamsız ısrarı radyasyon çalışanlarının iş gücü kayıplarına,hayat idamesinde zorluklara daha korkuncu hayatlarına mal olmaktadır. Radyoloji gurubunda çalışan meslek ehilleri için radyasyona bağlı hastalıklar artarak salgın gibi yaygınlaşmaktadır.
AKTİF SAĞLIK-SEN Sendikası olarak bir kez daha yetkililere kulaklarını açıp sahanın sesin duymalarını istiyoruz ve Diyoruz ki ! RADYASYON VİTAMİN DEĞİLDİR! Her yıl bir çok radyoloji çalışanı kanserden ve meslek hastalıklarından kaybediliyor. Hayata kalma şansını yakalayan birçok radyoloji çalışanları çeşitli hastalıklardan dolayı tedavi görmekte olup yaşamlarını zor şekilde idame ettirmeye çalışıyor.
AKTİF SAĞLIK-SEN Sendikası olarak bir kez daha yetkililere kulaklarını açıp sahanın sesin duymalarını istiyoruz ve Diyoruz ki ! RADYASYON VİTAMİN DEĞİLDİR! Her yıl bir çok radyoloji çalışanı kanserden ve meslek hastalıklarından kaybediliyor. Hayata kalma şansını yakalayan birçok radyoloji çalışanları çeşitli hastalıklardan dolayı tedavi görmekte olup yaşamlarını zor şekilde idame ettirmeye çalışıyor.
Son Söz Olarak
Radyoloji(Radyasyon kaynakaları ile Çalışanlar) çalışanları aslında çok şey istemiyor...Radyasyon çalışanları,radyasyondan dolayı ölmek istemiyor. Radyoloji ünitelerinin fiziki koşullarının iyileştirilmesini, özlük haklarının tırpanlanmasına son verilmesini, sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamının sağlanmasını istiyor.
AKTİF SAĞLIK-SEN Sendikası olarak Sağlık Bakanlığı’nın radyoloji çalışanlarının sorunlarına karşı kayıtsız kalmaktan vazgeçip, radyoloji ünitelerinin envanterini çıkararak, acil, orta ve uzun vade de yapılacak eylem planını hazırlamalarını talep ediyoruz.
Meslek görev yetki ve sorumluluklarının yapılması, yeterli istihdamın sağlanması, ehliyetsiz çalışmanın önüne geçilmesi, lisans tamamlama hakkının verilmesini, radyoloji departmanlarında fiziki eksikliklerin giderilmesi ve cihaz modernizasyonunun sağlanması öncelikli talepleridir.
AKTİF SAĞLIK-SEN Sendikası olarak Sağlık Bakanlığınca yapılacak mesleklerle ilgili çalışmaya hazır olduğumuzu ve bu tür çalışmalara sonsuz kredi vermeye hazır olduğumuzu ifade ediyoruz. Yeter ki meslekleri ve çalışanları ötekileştirmeyiniz..
Sağlık sisteminin sonucu olarak her tüm meslek grubunda olduğu gibi bu meslek grubu da şiddete maruz kalmaktadır.
Tüm bu olumsuzluklara rağmen Tüm Radyoloji Çalışanlarının 8 Kasım Dünya Radyoloji Günü Kutlu Olsun.
Hüseyin AYHAN
AKtif Sağlık-Sen
Genel Başkanı
Hüseyin AYHAN
AKtif Sağlık-Sen
Genel Başkanı
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder