10 Şubat 2014 Pazartesi

MEMURLARIN GENEL SORUNLARI

          MEMURLARIN GENEL SORUNLARI      
Keşke memurların sorunu olmasa da bizde hiç bahsetmesek,Ülkemizde en cazip görünen iş sahası devlet memurluğu olsa da günümüzde ülkemizde memur olmak demek sorunlarla yaşamaya alışmak,sorunlar girdabında  kaybolmak demektir.
 video LİNKİ
 Günümüzde, örgütlenmiş sosyal topluluğun en üstü olan devletin önde gelen görevi, vatandaşlara hizmet sunmak ve bu hizmet karşılığında yurttaşlık görevini beklemektedir.
  Sunulan hizmetler ise, çoğunluğu memurlar eliyle yerine getirilen kamu hizmetidir. Kamuda, memurların başarısı  doğal olarak kamu yönetiminin başarısını gösterirken,sonrasında ise  Kamu yönetiminin başarısı da devletin başarısı olarak lanse edilir.
 
Malumdur ki bizim gibi gelişmekte olan Hukuk devletinde hükümetler, zaman zaman kesintiye uğramış olmalarına rağmen,yargı kuruluşlarının dinlence dönemlerine girmesine karşın , "idare" olarak isimlendirilen kamu örgütünün içinde yer alan kamu yönetimi, hiç bir kesintiye uğramadan sürekli olarak görev başında olmasını  devletin sürekliliğinin gereği olduğunu  ifade etmektedir. Her ne  olursa olsun devlette süreklilik esastır. Sonrasında demokrasi kendini ortaya çıkartır.
            Devlet yönetiminde, kamu yönetiminin öneminin ve etkinliği her donemde, siyasi kuruluşların dikkatini ve ilgisini buraya  çeker. İktidarı elde eden siyasi partiler bu etkinlikten yararlanarak kendi kadrolarını kurarak, kamu yönetiminde etkili olmanın yollarını ararlar. İktidarda olmayan ancak yürürlükteki yasalar uyarınca ülkeye hizmet için kurulmuş olan diğer siyasi kuruluşlar ise bu kadrolaşmadan huzursuz olurlar, doğal olarak huzursuzluklar, ülke yönetiminin geneline yansır.
Huzursuzlukların  önlenmesi ise, kamu yönetiminin belli bir siyasi kuruluşun güdümüne girmeden, sadece devlet çıkarını ve huzurunu gözetmekle hükümlüdür.. Tarafsız devlet hizmetlerinin yerine getirilmesi ise, tutarlı kamu yönetimi siyasilerin yerleşmelerine bağlıdır.

Nevarki; Kamu yönetimimizin siyasi ahlaki değerlerde yeterli olduğunu söylemek olası değildir. Kamu yönetiminde görev alan memurların hak ve yükümlüklerini  düzenleyen 657 sayılı DMK da  Yasada bu güne dek, yasa ya da KHK ile 82 kez değişiklik yapılmış,Ek geçici maddeler çıkartılması  Ek geçici maddeler ile 127 madde eklenmiş bulunması bunun ek göstergesidir.
 
Diğer taraftan 4158 sayılı yasa ile, 2451 sayılı Yasaya eklenen ve "... Başbakanın imzası il e yapılması  öngörülen atama, nakil ve görevden alma işlemlerinde" en çok üyesi olan Başbakan Yardımcısı imzasının  aranacağı  hükmü içeren madde ise, kamu kadrolarında siyasi kayırmacılık olduğunu ve bunu önlemeye yönelik yasal önlemin açık kanıtıdır.
Ancak bu önlem, sadece koalisyon ortakları arasında uyumun sağlanmasına yönelik bir önlem olarak düşünüldüğü yıllarca hep  ifade edilmiştir.
 
1- HAYAT İDAMESİNİ DÜZGÜN YERİNE GETİRECEĞİ ÜCRETE SAHİP DEĞİL;
 Yüksek gelir grubuna dahil bir avuç üst düzey kamu görevlisi ve vekiller hariç tamamı insanca  yaşayabilecek bir  gelirden mahrumdur.
 Bilindiği gibi her ailenin bir zorunlu olarak mutfak harcamalarına ihtiyacı vardır.

Hayatın idamesi için Temel Gıda harcamalarına ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacın alt sınırı ülkemizde  açlık sınırı olarak ifade edilmektedir.   
Ülkemizde  memurların bir kısmı açlık sınırında iken tamamına yakını ise yoksulluk sınırı altında bir gelire sahip olduğunu biliyoruz.
2- GELİRİ YETERSİZ OLDUĞUNDAN EK İŞ YAPMAK ZORUNDADIR;
Bilindiği gibi memurlar devleti temsil etmektedir.Yasalara göre kılık kıyafetlerine dikkat etmeli yani düzgün giyinmek zorundadırlar. Kanun gereği ikinci bir iş yapmaları menfaat sağlamaları ve iş sahiplerinden borç para istemeleri yasaktır. Yasak olmasına rağmen ailesini geçindirmek zorunda olan ve açlık sınırının altında maaş aldığı için mesleğini ve işini kaybetme pahasına ek iş yapmak zorunda bırakılmış iken  hangi işi bulursa çalışmak ve aile bütçesine ek gelir sağlamak derdine düşmüştür..
3- FARKLI İSTİHDAM MODELLERİ ÇALIŞMA  BARIŞINI BOZARKEN GELİR KAYIPLARINA NEDEN OLMUŞTUR;
Devlet işinin süreklilik ve işbirliğine dayanması gereğine karşın, eşit işe eşit ücret gerekliliği oluşmadığı  için,(Sağlık Bakanlığında Farklı İstihdam Modelleri ) kamu hizmeti görenler arasında kırgınlık ve zıtlaşma yaşanılmakta böylece, bir devlet için çok tehlikeli anlam içeren devlete yönelik küskünlük artmaktadır.
Sözleşmeli personel uygulaması(4/B-4924-4/C-Taşeron) çeşitli kurumlarda çalışan personele farklı ücret ödenmesi hakim ve savcılar örneğinde olduğu gibi bazı personele çeşitli adları altında tazminatlar ödenirken diğerlerinin bundan mahrum bırakılması ücret adaletsizliği ve çarpıklığının içinden çıkılmaz hale getirmektedir.
 Kamu çalışanları her altı ayda bir yaşadıkları komik maaş artış oranı sıkıntısından ve sefalet ücretine mahrumiyetten kurtarılmalıdır. Çalışan herkes insan onuruna yaraşır bir hayat sürmeye yetecek her şart altında yoksulluk sınırı üzerinden başlayacak ve toplu pazarlıkla belirlenecek bir ücrete kavuşturulmalıdır.
4- EKONOMİK OLARAK EZİLMEKTEDİR.
Enflasyon altında ezilmek neden? memurun hep kaderi olmuştur.Memuru enflasyona ezdirmeyeceğiz sözü ise iktidardakilerin alışılmış yalanı haline Diğer yandan alt kademe memurlar ile üst kademe memurların ücretleri arasındaki farkta giderek artmaktadır Siyaset adamları özellikle seçmene şirin görünmek ve kamu yönetimi üzerinde söz sahibi olma arzusu siyasetçileri memur ile karşı karşıya getirmiştir.
5- SİYASET KARŞI DÜÜŞNCEDE  KALMAYI BASKI ARACI OLARAK KULLANDI;
 
A)Hizmet Yılı Bilgi Birikimi Yerine Siyasi Torpil; Genel idarede görev alan kamu yöneticileri için Özel bir okul bulunmamakta, bu kadrolara, belli hizmet yılını doldurmuş ve Üniversite düzeyinde herhangi bir okuldan "diploma" alan kişiler atanabilmekte iken son yıllarda siyasi manevrası ve yandaş sendikada olanlar hep bir yerlere liyakat aranmaksızın atamışlardır.
 Böylece çok çeşitli düzeyde ve içerikte eğitim görmüş olanlar ayrı bir özen ve uzmanlık isteyen kamu yönetiminde görev almış olanlara sözümüz yok.
Çoğu zaman bu karşı karşıya geliş; Keyfi ve hukuk dışı istekleri kabul ettirmek,direnenleri,farklı düşünenleri susturmak noktasına taşınırken,bunu hareketler ilk önce  milletvekillerinden gelen baskılar şeklinde iken sonrasında seçmenlerin günlük talepleri Çoğu zaman bu karşı karşıya geliş; Keyfi ve hukuk dışı istekleri kabul ettirmek,direnenleri,farklı düşünenleri susturmak noktasına taşınırken,bunu hareketler ilk önce  milletvekillerinden gelen baskılar şeklinde iken sonrasında seçmenlerin günlük talepleri haline dönüştü.
 
iktidar partilerinin iki hatırlı seçmenin tatmini görevi yapmaktan başka suçu olmayan memurun çalışma yerini,pozisyonunun hatta yaşadığı yerinin istediği dışında değiştirilmesi için yeter hale gelmiş ise yani memurun isteği dışında  yaşadığı/görev yaptığı yerin dışında birilerinin keyfi tutumuna bağlı olarak yer değiştirilmesinin adı SÜRGÜNDÜR. Bana göre sürgün ifadesi çok yalın kalıyor. Ben buna  tehcir yani zorunlu göç ettirmek diyorum.Ama herkes ektiğini hem bu dünyada hem kıyamet günü çekecektir.Bu birde bu yapılanlar inanç adına ya!!! vay bunları  yapanların haline,kıyamet gününde işte onlar için azap çukurları açılacaktır.
 Biz  zorunlu göç yapılma işini görevinin hakkını vererek çalışan memura iktidar partilerinin yerel örgütleri veya hatırlı seçmenlerinin şikayeti ile suçsuz memurlar için ilçe veya il dışına sürgün kararı çıkarılması alışkanlık haline getirildiğini gördük sebep aynı sendikada değil aynı siyasi çizgide değil,aynı şeyi söylememesi olarak hep gördük ve yaşadık.Avrupa da neden bunlar yaşanmaz,kültür seviyesi belli bir noktada olduğu için ülkemizde o kadar çok diplomalı cahil var ki Aziz Nesini yad etmemek mümkün değil
 
B) LİYAKAT DEĞİL ADAM KAYIRMACILIĞI YANDAŞÇILIK; Yukarıdaki maddede bir kadroya atanmak için özel eğitim koşulunun aranılmaması ve salt "diploma"nın yeterli olması", adamının" bulunduğu sürece bir kadro kapmayı geçerli kılmakta, "adam" bulmak için birçok kamu görevlisi özellikle "siyasilerin ve yandaş sendikaların  kapılarına yığılmaktadır.
Böylece, yürürlükteki  yasala ve kanunlarda değiştirilerek kamu görevlisi ve vatandaş siyasilere ve yandaş sendikalara bağlı kılınmaktadır.
 Böylece yürürlükteki kanun ve yönetmeliklerin kariyeri ve yeterliliği (LİYAKATI) öngörmüş  olsa bile   örtülü olarak,özünde çıkarcılığı içeren "Siyasi ganimet sisteminin” uygulanmasına olanak sağlamaktadır.
 Sonucunda; işe, kişi değil, kişiye iş aramaları hızla yaygınlaşıyor maalesef ülkemizdeki durum bundan ibarettir ve bunun sonucunda  kamu kadrolarında" boş gezenin boş kalfası" görünümünde de ancak "memur" kimliğinde kişilerin sayısı  çoğalmakta, görevine, yasalara, devletine saygılı kamu görevlilerinin üstüne "adam bulan "torpilli" kişiler getirilerek, kişilerin onuru, kişiliği ve çalışma  gayretleri köreltilmektedir.
6-KAMUDA TAŞERONLAŞMA  
Kamuda çalışan taşeronlara  yapılanlar yukarıda belirtilenlerin 2-3 katı daha fazla vahim.Maaşlar ödenmez, yerleştirmeler, usulsüz keyfi görevden alınmalar v.s yetmiyormuş gibi siyasi baskılarla canları çıkartılır.Ayrıca sık sık şirket değişiklikleri yapılarak özlük hakları ellerinden alınır.Kaderleri getirecekleri siyasi kart vizite bağlıdır ki taşeron patron onu işten çıkarmasın v.s….Bu durum sağlık Kurumlarının özelleştirilmesinin 2000 yılından buyana ilk adımlarıdır.
 
7-MEMUR SİYASET YAPAMAMASI;  
Kanunda memurların siyasetle uğraşmaları siyasi partilere girmeleri yasak olmasına rağmen iktidar değişikliklerinde iktidar gelen partiler Kendinden farklı düşünenleri ve söyleyenleri bizden değildir diye binlerce memuru veya görev yerini değiştirmektedir. Yerlerine ise ‘yandaş’ siyasette olanlar getirilmektedir. Peki bu göreve getirilenler siyasi düşüncesi nedeni ile gelmiş olmuyor mu?
Bir çok sağlık kurumuna  atananlar ise liyakat esaslarına bakılmadan KANUNLARA aykırı olarak yapılmasına rağmen.Ben yaptım olur mantığıyla hareket edilmektedir
8- YAVAŞ İŞLEYEN  ADALET  
Görevden alınanlar idari yargıya başvurup görevlerine dönme kararı çıkartanların eski görevlerine dönmeleri sadece çay molası kadar sürmekte,bir yandan göreve dönme kararı uygulanıyor gösterilirken çay molası sonunda ikinci bir görevden alınma kararı uygulanmaya konulmaktadır.
 Memurlar için haksızlıklar ve keyfi uygulamalar karşısında Yargıya başvurmak ise ayrı bir cesaret işidir. Yargıya başvurulan idare tarafından hasım ilan edilmektedir.
9-YANDAŞ VE SİYASAL SENDİKACILIK YAPILMASI
Şüphesiz en önemli sorun  çalışanın haklarını koruyacak sendikanın çalışanı yüzüstü bırakması yada çalışanlara özgürce  Sendikal Hakların Kullanılmamasıdır.
Devlet memuru Sendikalara mutlaka HÜR İRADESİ İLE  üye olmalıdır,ÇALIŞANLAR Teşkilatlı olma bilincine HÜR İRADESİ İLE KATILMASI sağlanmalı,Kuruma tayin olan kişilere sözleşmeden önce sendika evrakı uzatılmamalı,Baskı ve Sürgünler ile insanlar bir yere üye olmaya zorlanmamalıdır.. Sendikal haklar aynı zamanda yaşanan sorunların çözülmesi için gerektiği temel bir hak OLDUĞU düşünülürse sendikalarda bunları sağlayan kurumlar ise yapılanları hoş görmek etik değildir.Bu kurumları da özgürlükçü ve demokratik olarak nitelemek suya yazı yazmak gibi bir olgudur.
10- İŞ VE GÖREV TANIMI DEĞERLENDİRİLMEMESİ;
Kamu görevlilerinin iş tanımı, Eğitimini alıp çalıştığı görev alanında; görev alanların yetki ve sorumlulukları ile işlerini ne denli yerine getirdiğini ortaya koyabilecek, iş değerlendirme yöntemi,başarıyı  ya da başarısızlığı ölçme teknikleri geliştirilmediği için  yine kamu kadrolarını "adamı" olanın işgal etmesi süreklilik kazanmış gibi görünüyor.Ama  bu sistem çökmeye mahkumdur.Sistem çökerken ülkenin çökmesinden kuşku duymaktayız.
  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder