ESKİ SAĞLIK BAKANINDAN GEÇİKEN İTİRAF
‘SAĞLIKTA DÖNÜŞÜMDE EZİLEN SAĞLIK PERSONELLERİOLDU”
Sağlık Çalışanları Mesleki Onurumuzu ve Mesleki İade-i itibarımızı istiyoruz.
Eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Basın mensuplarının sağlıkta dönüşüm projesi ile ilgili yönelttiği soruya geçte olsa itiraf geldi. “Sağlık çalışanlarının sayısının yetersiz olması nedeniyle sağlıktaki dönüşümün çalışanların üstüne daha fazla yük yüklediğini ifade ederken “Büyük bir dönüşüm gerçekleştirirken yanlışlar da yapabilirsiniz, eksikleriniz de olabilir. Belki meselenin özellikle sağlık çalışanlarının üzerine yüklediği yükü konuşmak gerektiğini ifade etmesi sağlık çalışanlarının kanını dondurdu….
Peki bu ülkede sağlık çalışanlarının sayısı yetersiz olduğu halde böylesine büyük bir dönüşüm sağlık çalışanlarının omuzlarına belki geçmişte olduğundan biraz daha fazla yük yüklenirken yani artan iş yüküne rağmen neden özlük halklarıyla ilgili ya da çalışma ortamlarıyla ilgili iyileştirmeler yapmamıştı. Çünkü Sağlıkta dönüşümün aktörü olan dünya bankası Sağlık Bakanlığının sadece finans tarafıyla ilgilenmesini isterken denetim mekanizmalarının ortadan kaldırılmasını istemişti.Bilindiği gibi 663 sayılı KHK de bu pazılın son parçası idi.
Başından beri söyledik “SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM, SORUNLAR YUMAĞINI OLUŞTURUR “Çünkü bu sistem AB ülkeleri ve İngiltere de denenip çöken bir sistem fakat maalesef sayın bakan Recep AKDAĞ o dönmede sayısal üstünlüğe güvenerek azınlığın fikrine tahammül edemeyerek biz bu sistemi kurup dünyaya satacağız ifadesini kullanmıştır. Yandaş Sendika Hariç hiç bir meslek örgütünü dinleme nezaketinde bulunmamıştır.
Her fırsatta hizmet alanın memnuniyeti var olduğunu ifade ederken ; Bunun yanında’ da vatandaşa sağlık hizmetinin sunulmasında, popülist ve geleceği öngörülemeyen hataların yapıldığını ifade ettiğimizde yine birileri bizi MARJİNAL /RADİKAL v.b.söylemlerle karalarken yandaşlar sesiz sesiz torbalarını doldurup dünyada ön görülmeyen bir büyüme kat ediyorlardı çünkü onlar artık hükümetin sendikası olarak adlandırılıyordu.Bunu biz değil Uluslar arası Sendikalar Konfederasyonu ITUC ifade ediyor ve yandaş sendikaya “BAĞIMSIZ DEĞİLSİNİZ” ifadesini kullanıyordu.
İnsanlar akın akın bu tarafa yönelmiş (yani yandaş sendikaya üye olmaya başlamış) bu durum Sağlık Bakanlığının yanlış politikalarının uygulanmasının önündeki engeli kaldırdığı için çok rahatça sağlıkta dönüşüm programı bu ülkede uygulamaya sokuldu.
Sayın Bakandan aylar sonra gelen bu üzücü itiraf, ne kadar haklı olduğumuzu bir kere daha ortaya koymakla birlikte, kaybedilenlerin Sağlık Çalışanları açısından zaman-emek ve hayal kırıklığı olduğu gerçeğini unutmamak gerekir bu hep hafızlarda yer etmelidir.
Yan ve Yandaş sendikalara hep teklifimiz şu oldu; farklı istihdam modellerini kaldırmak için ortak hareket edip eylemlik kararı alalım dedik olmaz dediler çünkü buradan besleniyorlardı her seçim dönemine yakın zamanda hükümet kadro veriyor bunu yandaş sendika sahipleniyordu.
Halen 2013/4 KPSS alımlarında alınan memurlar 4/B li olmasına rağmen yandaş sendikanın sesi çıkmıyor. Neden bir başka baharda malzeme lazım insanların gözlerini nasıl boyayacaklar vesselam
Halen 2013/4 KPSS alımlarında alınan memurlar 4/B li olmasına rağmen yandaş sendikanın sesi çıkmıyor. Neden bir başka baharda malzeme lazım insanların gözlerini nasıl boyayacaklar vesselam
Sayın Başbakanın her dediğini neden ve sonuç ilişkisine dayandırmadan desteklediklerini ifade ettiler.En son örneğini de MISIR da ki olaylarda ve bir öncesini de Kılık Kıyafet ile ilgili çıkışta gördük.
Bu ülkede darbenin büyüğü yandaş sendika tarafından yapılıyor ve halende yapılmaya devam ediyor ama bakıyoruz yandaş sendika MISIR da ki darbeyi protesto ediyor.Ülkede Sağlık personeline yapılan darbeye kim yürüyecek bakalım bunu zaman gösterecek.
Biz şunu diyoruz ve bu yazıyı savcıların ihbar kabul ederek yan ve yandaşlık yapan sendikaların Üye formlarının 4688 sayılı sendikalar kanunun 14 maddesine istinaden uygunluğunu ve imzaların kimin olduğunu bir incelemeye alınsın bakalım ne kadar hayali üye olduğu ortaya çıkacaktır. Bunun diğer adı hırsızlıktır.Kanuna muhalefettir.
Mevcut Yan ve Yandaş sendikaların üyeliklerinin hayali olduğunu Sayın Devlet Bakanı Mehmet Ali ŞAHİN bildiği için bir toplu görüşme öncesi aba altından sopa gösterdiği için yan ve yandaş sendikalar susmak zorunda kaldı. Çok değil 3-4 yıl öncesine gidin hafızaları bir yoklayın hepiniz hatırlayacaktır.
Mevcut Yan ve Yandaş sendikaların üyeliklerinin hayali olduğunu Sayın Devlet Bakanı Mehmet Ali ŞAHİN bildiği için bir toplu görüşme öncesi aba altından sopa gösterdiği için yan ve yandaş sendikalar susmak zorunda kaldı. Çok değil 3-4 yıl öncesine gidin hafızaları bir yoklayın hepiniz hatırlayacaktır.
Sayın Bakan bey çok rahat olarak 2003 yılında tercüme ettiği sağlıkta dönüşümün son parçasını da son zamanlarında yürürlüğe koyarak misyonunu tamamladı gibi görünüyor.
663 Sayılı KHK ile kurulan Kamu Hastane Birlikleri Genel Sekreterlikleri, sağlık teşkilatında 3 başlılığı getirmiş, hastanelerin özelleştirmesi tartışmalarını artmış ise de yeni bakan Sn Dr Mehmet MÜEZZİNOĞLU bazı tehlikeleri sezerek mini makyajla şuan bu tartışmaları soğutmuş görünüyor.
2 Kasım 2012 tarihi itibarı ile yürürlüğe giren 663 sayılı KHK ile müdür-müdür yardımcısı gibi kadrolarını bu Kanun Hükmünde Kararname marifetiyle kaybeden yüzlerce idarecinin yerine gelen yeni idarecilerin, sihirli değneklerinin olmadığı bilinmesine rağmen yüksek maaş ve ek ödemeleri almaları, iş barışını zedelemiştir.
Sözle güzel anlatılan fakat pratikte öyle olamayan Kamu Hastaneleri Birliğini kurmadan önce Sayın Bakan; kamu oyuna şu şekilde deklere etmişti, “profesyonel yöneticilik” tanımını yapmış ve hastane yöneticilerimiz sadece idarecilik yapacak, hekimlik yapmayacak ve buna göre de maaş alacaklar dediğini unutmuş olamazsınız
Ama buda öyle olmadı sonradan görüldü ki, Genel sekreterlikler hizmet sözleşmelerinin 3.maddesinde, bu yöneticiler muayene-ameliyat yapabilir serbestliği kazandırıldı.Yalanım varsa düzeltin bende öğreneyim
Bir sonrasını hatırlatayım unutan beyinler için; Sayın Bakan kamuoyu açıklamalarında okurduğu samimi cümlelerde, ikna ettiği kavram “profesyonel yöneticilik” olmasına rağmen sonraki açıklamaları hatırlayalım “ Ne yazık ki sağlıktaki yönetici hekimlerimiz tekrar muayenehaneye-ameliyathaneye geri dönmüşler, idareci olarak görmeyi umduğumuz, yönetici koltukları yerine hekimlik mesleğine geri dönüş yapmışlardır. Nasıl yani !!!
Açıklaması şu;, sağlıkta profesyonel yöneticilik kavramının “Türk İşi” oldu yani samimi kavramların ne yazık ki, kişisel rantiyeye kurban gittiğini gördük.
Açıklaması şu;, sağlıkta profesyonel yöneticilik kavramının “Türk İşi” oldu yani samimi kavramların ne yazık ki, kişisel rantiyeye kurban gittiğini gördük.
Yeni sistem, Neo-liberal Ekonominin(Dünya Bankasının)beklentileri üzerine kurulurken çalışanın fikri alınmamış sonrasında da çalışan memnuniyeti bile dikkate alınmadı çünkü kurum performansları çalışan memnuniyet anket ve hasat memnuniyet anketine göre yapılıyordu yani masa başı evraklar doldurularak devlet devlet eli ile soyduruluyordu…
Bilindiği gibi 2006 yılında yayımlanan yönetmelik gereği önceden laboratuar ve röntgen çalışanlarına verilen acil farkları hakları geri alınmış, Genel Sekreterliklerin buradan kısarak çalışanla karşı karşıya kalması sağlanmıştır.
2006 yönetmeliği gereği Acil farklarını talep eden personellere aba altında sopa , “seni şuraya görevlendirebiliriz, orası da bize bağlı, sen bilirsin, her gün gider gelirsin” şeklinde üstü kapalı ya da alenen tehditler yapıldığını herkes biliyor sağır sulatan duydu da sağlık bakanlığı yetkilileri duymadı bu tür belirsizliklerle çalışanların iş huzuru bozuldu. Yandaş sendikalar ne yaptı idarelerin evraklarının altına imza atarak kişilerin yerlerinin değişmesine vesile oldular sonucunda ne oldu yandaşlarını bir yerlere taşıdılar.
Ya nasıl tezatlıktır ki sınav açıyorsunuz sonrasında sınavı kazanan kişiler 10 aydan beridir kazanan 2351 Veri hazırlama işletmeni ile 30 adet şef kadrosuna halen atama yapılamaması düşündürücü bir durum değimli
Sağlıkta dönüşümle , Çalışan Memnuniyetsizliği ve Tükenmişlik Sendromu artarken sağlık personellerin de intihar vakalarının artmış olmasını ekonomik nedenlere bağlamak biraz insafsızlık olur.Yada ilaçlara kolay ulaşım demek haksızlık olur böyle bile olsa sağlık personeli sağlık hizmeti sunarken sağlığını kaybetmektedir.
Sağlık çalışanı WHO nun tanımına göre sağlıksız yaşamakta ve sağlıksız iş üretmektedir.Bunun suçlusu önce yandaş sendikalar sonra Sağlık Bakanlığıdır.Sağlık Bakanlığı kendisine problem iletilmediği için her şeyi süt liman zannediyor.
Uzun bir sürte Sağlık çalışanlarına yönelen şiddeti kurumlar adli mercilere bildirmeyerek kapapttılar ve sağlık çalıaşnlarına ceza vererek korkuttular.Sonrada hükümet politikası gereği sağlıkta şiddetin sebebi oalrak karşımıza çıkan tablo; sağlık çalışanlarını, insan olarak değil, hizmetkâr olarak iş gören çalışanlar mantığı vatandaşta oluştu ve tepkisini şiddetle ortaya koymaya başladı.
İstatistiklere göre sağlık tesislerinde (Hastanelerde) Türkiye’de her gün 20 sağlık personelinin şiddete uğradığı tespit edilmiştir.
Bu Türkiye Cumhuriyeti ve Sağlık Bakanlığı için Kara bir lekedir. Bu kaaryı temizlemek Sağlık bakanlığına düşer,Sağlık personeli Avrupada ki Meslektaşlarına göre altı (6) kat daha fazla çalışırken bu şiddeti hak etmemektedir.Bunun Altında Siyasi söylemlerin olduğu yaptığımız anketlerle ispatlanmıştır.
Bu Türkiye Cumhuriyeti ve Sağlık Bakanlığı için Kara bir lekedir. Bu kaaryı temizlemek Sağlık bakanlığına düşer,Sağlık personeli Avrupada ki Meslektaşlarına göre altı (6) kat daha fazla çalışırken bu şiddeti hak etmemektedir.Bunun Altında Siyasi söylemlerin olduğu yaptığımız anketlerle ispatlanmıştır.
Gelelim şu Hasta Hakları ve 184 Hattına ;<buralara yapılan şikayetlerin % 90 kurum eksikliklerinden kaynaklı iken bunun cezası da yandaş sendikalar tarafından başka sendika üyesi olduğu için çalışan kurulu gösterilerek cezalar verilmiştir.
Ya şu meşhur bir TİG var ya buraya istihdam edilenleri bir inceleyin bakalım kimler yandaş sendikaların üyeleri bir de az da değil 8-10 kişi çalışıyor ve hepside Hemşire,Ebe,Sağlık Memuru,Laboratuar Teknikeri ya bu nasıl anlayış bu memlekette Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik diye bir okul var bu insanlar ICD kodlamasını zaten biliyor istihdamını sağlayın herkes alanında çalışsın olmaz yandaşlar menfaat sağlayıp rahata erecek var mı ? böyle adalet dedik ya Burası Türkiye eğitimi olmayan mesleği tanımlayan dünyada tek ülkeyiz.Yada Meslek Kanunu çıkartıp uygulamayan yine tek ülkeyiz. Aslında Sağlık çalışanları, yaptıkları işten ve maddi doyumdan ziyade manevi doyum istemekte ve mesleki saygınlıklarını talep etmekten başkada bir talepleri yok aslında.
Fiziksel şartları iyileştirmeden vatandaşa tozpembe tablolar çizerek hastanelerin makyajlı hallerinin beklentisiyle hastanelere gelen vatandaşlar hayal kırıklığı ve hezeyan yaşamaktadırlar.
Son günlerde sağlık personeli arasına nifak sokan ve parçalayan başka bir olgu ise yeni yapılan bir düzenlemeye göre sadece acil-yoğun bakım ve acil sağlık hizmetleri çalışanlarının nöbet ücretlerine yapılan % 50 lik zam bile, sağlık çalışanları arasındaki iş barışını bozmak için yeterde artar bile .
Sağlık bir ekip işi diyoruz ama insanları alanların niteliğine göre ücretlendirmeye çalışıyoruz. Bu sistem Amerikanın ortaçağda siyahlara uyguladığı köle sisteminde mevcuttu.
Sağlık Bakanlığı kurmaylarının konunun taraflarının düşüncelerini almadan sadece sayısal çoğunluğu var kabul edip diğer meslek örgütleri ve STK ları sendikaları yok saymaları nedeni ile mensubu oldukları meslek guruplarını kollama yada düşüncelerindeki adaletsiz genelge çalışmaları çok canlar yakmaktadır. Bu-durum mahkemelerden dönmüş olsa bile çalışanlarda derin izler bırakmakta bu durum Sağlık Bakanlığı ve Kurumlarına olan güveni zedelemektedir.
Son Söz Olarak Sağlık Bakanlığı; artık sağlık çalışanlarını köle,hizmetkâr olarak görmekten bir an önce vazgeçmeli,işletme mantığından sıyrılmalı, Sağlık çalışanlarının yaptıkları işten manevi doyum alırken ;maddi ve manevi kaygıları olmadan-gelecek endişesi duymadan çalışmaya devam etmeli devlet bunu Anayasanın 49 maddesi gereği sağlamalıdır..
Gecikmiş iade-i itibar iade edilmiş itibar olmaktan çok başkalarının elinde kullanılan bir siyasi argüman olmaktan ileri gitmediğini bu ülke defaten yaşanmıştır.
Saygılarımla
Hüseyin AYHAN
Aktif Sağlık-Sen Genel Başkanı

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder