10 Şubat 2014 Pazartesi

Çalışma Hayatınızı Nasıl Alırdınız?


    Değerli Sağlık Çalışanları ;26-27Eylülde Ankara Bilkentte ÇSGB nın 10.Meclis Toplantısında Sayın Başbakan Recep Tayip ERDOĞAN’ın Sözü ile  Uzun süredir dolabın dip-frizinde duran konu , memur - işçi ayrımının kaldırılması konusunu gündeme oturtu.Çözün bu sorunu dedi salondan ayrıldı.Ne oldu ise bu saatten sonra oldu.Aslında bu durum hükümetin memurların statüsünde önemli değişiklikler yapma niyetinde olduğunun göstergesidir.Bunu 2006 yılından bu tarafa ötelemiş durumda idi ama bu konu dip-frizden çıktı.
   Yani Memur ve işçinin tek bir statü altında birleşmesi anlamına geldiğini anlaşılıyor, bunu anlamayan yandaş sendikalar hala bu duruma sesiz kalıyor.Nedeni belli ama kimse sesini çıkartmıyor.Herkes gücü istiyor.Korkusunu öteliyor. 
Ama unutmayınız susmak çözüm değil,10.çalışma meclisinin de Sayın Başbakan Recep Tayip ERDOĞAN’ın bu telaffuzu yandaş sendikalarda bir ürperti oluşturdu galiba,son zamanlarda sekmeye başladılar,bu da su üzerine yazı yazmak gibi oluyor. 657 Devlet Memurluğu Kanunun değişmesi mutlaka gerekiyor yamalı bohçaya dönen 82 kez değişikliğe uğrayan çağın gerçekleri ile uyuşmayan bu kanun değiştirilmeli ama bunda ince ve kırmızı çizgilerimiz vardır.Bunlar İş güvencesi ve Çalışma Sahalarının özelleştirilmememsi,Özlük Haklarının korunmasıdır.
Bolu Abantta yapılan Kamu Personeli Memuru Kanunu ve  Çalışma Bakanlığında telafuz edilen Kamu Çalışanı Kanunu gibi içi boş kanunlarla masaya oturmak niyetinde değiliz.utmayınız susmak çözüm değil,10.çalışma meclisinin de Sayın Başbakan Recep Tayip ERDOĞAN’ın bu telaffuzu yandaş sendikalarda bir ürperti oluşturdu galiba,son zamanlarda KEKLİK GİBİ sekmeye başladılar,bu da su üzerine yazı yazmak gibi oluyor.Yada çok inandırıcı gelmiyor.

      657 Devlet Memurluğu Kanunun değişmesi mutlaka gerekiyor yamalı bohçaya dönen 82 kez değişikliğe uğrayan çağın gerçekleri ile uyuşmayan bu kanun değiştirilmeli ama bunda ince ve kırmızı çizgilerimiz vardır.Bunlar İş güvencesi ve Çalışma Sahalarının özelleştirilmememsi,Özlük Haklarının korunmasıdır.
 Tabi yine devletin yan ve yandaşlığını yapan sendikalar memuru masada yüzüstü bırakmazsa bu sorun çözülür. Neo-Liberal Ekonomi patronları bastırmaya devam ediyor, peki devletten ne istiyor bu neo-liberal patronlar memurluk olmasın herkes işçi olsun, iş Kanununa tabi olarak istihdam edilsin emeği ucuzlatalım çalışma sürelerini uzatalım yani Devlet memurunun sahip olduğu iş güvencesinin ortadan kaldırılmasını istiyor.
   Peki bunu biraz daha açarsak,şunu diyebiliriz. Düşük ücret ve hayat standartlarında gerileme çalışmakta olan memurların sahip oldukları iş güvencesini ellerinden almaktır. 
      Son zamanlarda yandaş sendikaların şubelerinden cılızda olsa şu sesler geldiğini duyuyoruz.  “ Unutulmamalıdır ki iş güvencesi memurlar için bir hak olduğu kadar, aynı zamanda kamu görevinin kesintisiz ve düzenli gördürülmesidir.

      Bire gafiller 657 DMK nın 36 maddesi değiştirilirken nerdeydiniz.Kamu görevini  sustuğunuz için herkes yapa biliyor.Ağlamanıza gerek yok,Devlet memurluğu elden gidiyor derken bizi hayalcilikle suçlayanlar; şimdide “Devlet memurları Devletin memurları olup, Devletin temel isleyişinden sorumlu oldukları için hükümetlerden bağımsız çalışabilmeleri amacıyla bir statü hukukuna tabidirler.

   Yani memurlar hükümetin değil Devletin  temsilcisidirler ve hükümetlerin değil Devletin bekası için çalışırlar ve bu sebeple de hükümetle birlikte gelip gitmezler.”şeklinde naralar atmaya başladılar.663 sayılı KHK delineceğini anlayanlar cıyaklamaya başladı

   Şükür geçte olsa geminin su aldığını fark ettiler.Memurun elinden haklar alınmaya devam ederken hep susanlar yarın nasıl cevap verecekler çok merak ediyoruz.Bu işler Milletvekilliğine yada makamlara sağlık personellerini ve çalışanları yüz üstü bırakmaya benzemez,tarih tekerrürden ibarettir,bir gün hesap vermek zorunda kalacağınızı unutmayınız.Biz bu ülke tarihinde ne güç sahipleri gördük ama hepsi şuan tarihin tozlu raflarında esameleri bile okunmuyor.
Gelin Şimdi şu 10 Çalışma Meclisinde yaşadıklarımı sizinle paylaşayım,biraz canınız sıkılacak ama ne yapalım biraz sabır

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 10. Çalışma Meclisi Toplantısı 26-27 EYLÜL 2013 tarihinde yapıldı Bu toplantının en ilginç yanı ise sonuç bildirgesi toplantının hemen bitiminde Müsteşarın katılımı ile okunması yani hazır metinle gelinmişti.Yani Hükümet yine dostlar alışverişte görsün mantığı ile bir toplantı düzenlemiştir.

 Bu konuda yani hazır metni kabul etmediğimize dair  Sendikamız AKTİFSAĞLIK SEN’in  karşıt görüşünü Sözel ve yazılı  olarak sunuldu

"Bu metin kabul edilemez çünkü insanlar iki gündür Alt işverenlik ve Serbest İstihdam  Büro çalışmalarını neden kabul etmediklerini saha deneyimleri ile anlattılar. Bize göre de Alt İstihdam şekli 4857 sayılı kanun 2 maddesinin a) bendine göre yanlıştır.


Sayın hükümet aynı olayı 4/B, 4/C  istihdamında  sergiledi bu insanları seçim öncesi işe aldı sonrasında da yanlışı fark ettiği için yine seçim öncesi kadro vererek hükümeti ön plana çıkardı.
Yine aynı şeyi söylüyoruz taşeron istihdamı Alt işverenlik ruhuna aykırıdır.Bu insanlara kadro verilecektir.Hükümet ara formül arayışındadır.Bu kadro olayı yine bir seçim öncesi olacağı kanaatindeyim”

Sayın Müsteşar Fatih Bey” iki günlük toplantıda yoktunuz son anda hazır metinle salona girerek , metini deklere etmenizi kabul etmiyoruz.Bu bir dayatmadır.Oysaki Sayın Başbakan Recep TAYYİP ERDOĞAN Sosyal uzlaşıdan bahsetmişti. Bu toplantı hiçte öyle olmadı.Başladığı gibi bitmedi.
Bakınız Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müsteşar Yardımcınız Ali Kemal Sayın’ın elindeki yazılı metinle ekranda okunan metinler arasında farklar var iken bunu kabul etmemizi bekleyemezsiniz.”Burada bunun şerh altına alınması gereklidir. Bizimle aynı görüşü paylaşan DİSK temsilcisine teşekkür ediyorum.
Bunun üzerine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müsteşarı Sn. Fatih Acar, bu itirazlar üzerine şunları ifade etti 9 yıl aradan sonra bu kadar nitelikli, kaliteli bir Çalışma Meclisi gerçekleştirilmesinin önemini ifade ederken,bildirgenin herhangi yasal bağlayıcılığının bulunmadığını ancak kendilerine çalışmalarında yol göstereceğini, önemli ipuçları olacağını kaydetti.
 Bu sırada Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonunu temsilcisi ve tarafımızdan metinde onaylarımızın  olmadığını ifade ettik,
AKTİFSAĞLIK-SEN olarak olaya itirazımız 657 DMK 36 md.yapılan değişiklik ile Alt taşeronluğun açıldığı ve sağlık çalışanları ve hizmet üreten personeller güvencesiz ve ucuz emek karşılığında çalışmaya zorlanmıştır.
Evet Beklide Kamu Sendikacılığı adına beklide bu salonda tek olan kişiyim. Çünkü biz bakan Sn. Faruk ÇELİK Beyin nazik davetini kabul ederek geldik. Sendika olarak bizler sadece 4/A statüsünde çalışan değil diğer 4/B,4/C,4924,Aile sağlığı Elemanları,taşeron sağlık çalışanlarının haklarını da korumaktayız.
Eğer bizler bu gün burada ALT İŞVERENLİĞİ iyi analiz etmez  ve gerçekleri söylemez isek bu daha da yaygınlaşarak,sağlık çalışanlarının canını daha çok yakacak, “Sn. Fatih Bey Müsteşarım” burada konuşanların çoğunluğu sağlık camiasında çalışmaktadır.En fazla taşeron sağlık camiasında olduğunu konuşmacılar ve sendika başkanları ifade etti mutlaka sizlerde biliyorsunuz.Ama yine hatırlatalım istedik.
Burada konuşan kişilerin Alt İşverenliğin ne kadar yanlış kullanıldığını ifade ettiler bir arkadaşımız kendisin işverenine ulaşamadığını kendisine Alt İşverene ulaşmak için kendisine dokuz kartvizit verildiğini ifade ederken bunu burada paylaşmıştır.

Ayrıca işçi lehine kesinleşen yargı kararlarının uygulanmadığını ifade ederken bunu tüm panelistler kabul etmiştir. Bakanlık olarak çalışanların hukuki zeminde kazandıkları bu davalara sahip çıkmamak sosyal devletin gereği olarak bu görev Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na düşmektedir.
Taşeron olarak çalışan bir bayanın haklı feryadına hükümet kanadı olarak müsteşardan sus payı olarak size iş bulalım teklifi geldi.Bu nasıl bir anlayıştır… Konuşanı sustur!!!
Sayın Müsteşar salondaki  itirazların devam etmesi üzerine, salonda tepki gösteren taşeron çalışanlara, derneklere ve sendika temsilcilerine "Biz diyoruz ki bu sorunlar var. Bu sorunları herkesin gündemine getirelim. Bunları söylemek bir teşekkür almayı hak etmez mi?" diyerek sitemini dile getirdi.
Bilindiği üzere; 4857 sayılı Kanunun 2.maddesi Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İşveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddî olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birime işyeri denir.” Denilmektedir.
 Burada haklı serzenişte bulunan taşeron çalışan insanların işverene kimdir? Sizin toplantıda  olmadığınız dönemde burada konuşan dernek temsilcileri ve sendika temsilcileri ALT İŞVERENLİK ten vaaz geçilmesi gerektiği yada kanunların yazıldığı şekilde uygulanmasını ve çalışanların kıdem tazminatları garanti altına alınmalıdır. Nasıl oluyor da bir iş altı (6) Alt işverene verilebiliyor.
Bu durum sadece Kamu İhale kanuna atıfla geçiştiriliyor.Bir günah keçisi lazım oda 4734 sayılı kanun Kamu ihale Kanunu bu kadar basit olmamalı.kanun koyucu bir işlem tesis ettirirken tüm kanun ve yönetmelikleri iyi analiz ederek yapılmadır.Kötü niyetli kişilerin eline fırsat verilmeden hazırlanmalıdır.
AKTİF SAĞLIK-SEN olarak toplantı sırasında panelistlere sözlü ve yazılı olarak  şu önerilerde bulunulmuştur. İş Kanununun 2. maddesine 2006 yılında eklenen 8. ve 9. fıkralar kesinlikle kaldırılmalıdır.Alt İşverenliğin esası;  İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren işler olarak atıf edilirken buna uyulmadığı ve her hizmetin Alt İşverenlik üzerinden yapılmaktadır.  Alt işverenlik yönetmeliğinin 11.maddesi dikkatli incelenir ise İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren iş, mal veya hizmet üretiminin zorunlu unsurlarından olan, işin niteliği gereği işletmenin kendi uzmanlığı dışında ayrı bir uzmanlık gerektiren iştir.
             Asıl işin bir bölümünde iş alan alt işveren, üstlendiği işi bölerek bir başka işverene veremez. Denilmesine rağmen neden uyulmamaktadır.?
 Alt işverenlik ile ilgili dolaylı yasalar (sosyal güvenlik, kamu ihalesi, belediye kanunu vb. diğer yasal düzenlemeler) neden İş Kanunu'na uyumlu hale getirilmemektedir?
 Alt işveren işçilerinin korunmasıyla ilgili olarak İcra ve İflas Kanunu'nda gerekli değişiklikler bir an önce yapılmalıdır.
Alt işveren işçilerinin örgütlenme ve toplu pazarlık sorunlarını çözmeye yönelik yasal değişiklikler yapılmalıdır.
 Sözleşme türlerinde ve toplu pazarlık biriminin belirlenmesinde alt işveren işçilerinin toplu iş sözleşmesi hakları korunacak şekilde düzenleme yapılmalıdır.Sendikaların baraj sorunu ortadan kaldırılmalıdır.
 Alt işverenlik ilişkisinin geçersizliğine yol açan hukuka aykırılık gösteren etmenlerin  tümü dikkate alınmalı ve konunun sadece muvazaa ile sınırlı tutulmasından vazgeçilmeli, dir.
Özel istihdam büroları aracılığıyla geçici iş ilişkisine izin verilmemelidir. Eğer verilecekse mesleklerin standardı ve yeterlilikleri belirlenmeli,herkes her işi yapar anlayışından vaaz geçilmelidir..
Çalışan ve işçilerin sosyal güvenlik hakkı ve örgütlenme hakkının kullanımını sınırlandıran her türlü dezavantajların ortadan kaldırılmasına yönelik kanuni olarak tedbirler alınmalı ve yaptırımlar net yazılmalıdır.
Geçici iş ilişkisi ile çalışan işçilerin mesleki eğitimlerine, çalıştırılmadıkları süredeki haklarına (ücret, sosyal sigorta primi v.s) yönelik düzenlemeler yapılmalıdır. Geçici iş ilişkisi çerçevesinde çalışan işçilerin ucuz işgücü olarak suistimal edilmeleri önlenmelidir.
 Ben buradan tüm taşeron derneklerine bu toplantıda gösterdikleri gayret ve çablardan dolayı çok teşekkür ediyorum.Aslında orad olup bu insanların feryadını sağlık çalışanları görse benim ne demek istediğimi anlardı diye düşünüyorum. Yetiştirebilrsem bu Toplantıdan Video Görüntüleri koymayı düşünüyorum.
Saygılarımla
Aktifsağlık-Sen
Genel Başkanı




   







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder