17 Şubat 2014 Pazartesi

SAĞLIKTA YOLSUZLUK-2 Ağrıda 20 Milyara Alınan Hastane Hastane Olmaya Uygunmu?

Ağrıda 20 Milyara Alınan  Hastane Hastane Olmaya Uygunmu?

Sağlıkta dönüşüm programının uygulandığı 10 (on)  yıllık dönemde; ÜLKEMİZDEKİ kamu hastanelerinin yolsuzlukla ve bölünüp parçalanıp küçültülerek çökertme girişimleriyle, aynı dönemde şehir merkezinde mantar gibi biten özel hastaneler ile özel sağlık merkezlerinin açılması ve Sosyal Güvenlik Kurumlarıyla anlaşmalar yapmaları, bunların içinde ÜLKEMİZDEKİ bazı nüfuslu, etkin ve itibarlı kişilerin ortağı olduğu hastanelerinde bulunması; tek kelimeyle Ülkemizde kamu sağlık sistemimizin tasfiyesidir. 
     
Şimdi Yavaş yavaş illerimizde tarafımıza ulaşan bilgiler dahilinde bazı bilgileri paylaşmak istiyorum.
Ağrı ilinde özel bir kuruluş/işletme kendisine bir özel bir hastane binası yaptı. Ancak finansal nedenlerle iflas etti. İflasın ardından haciz gelen binayı  ve atıl durumda olan bu binayı Sağlık Bakanlığı neden 20 milyon liraya satın aldı. Şimdi soruyoruz bu binayı sağlık bakanlığının alması için özel bir neden mi vardı? Normal şartlarda Özel Hastane Ruhsatı verilemeyecek bu hastaneye ruhsat verildiği için mi bu hastane alınarak bazı şeyler gizlenmeye çalıuşıldı?
20 milyon lira ödeyerek satın alıp hastane yaptığı bina resmen dökülüyor. İki yıl boyunca tadilattan geçirilen binada sorun olmayan bölüm yok gibi görünürken .

Ağrıyı ziyaret ettiğimizde Hastanenin tavanlarında çökmeler vardı. Bunu yanı sıra katların birçoğundaki su tesisatı ve tuvaletler arızalıydı.. Binanın bazı bölümlerinde nem bulunuyordu. Asansör boşluklarında dahi su bulunuyor. Her tarafından su çıkan binanın suları sürekli dinamolarla dışarı atılıyordu. Zaman zaman su verilmediği ifade ediliyordu.
105  ve ilave yataklarla yatak sayısının 120 -130  a  kadar çıkartıldığı  sokaktaki vatandaş tarafından ifade edilirken burada  bazen bir yatağa 2-3 çocuk yatırıldığı ifade ediliyordu. 

Daha önce özel hastanelerin ruhsatlandırma biriminde çalışan birisi olarak  bu hastanenin  sağlık mücavir alanında olup olmadığı ,yapı izninin  belgesinin olup olmadığı bu hastanenin  depreme dayanıklılık raporunun  olmadığı yönünde çelişkili ifadeler vardı.

Eğer doğru ise bu  dayanıksız binanın 4 kolonunun kesildiği de ifade ediliyordu konuyu araştırmaya başladığımda  bana gelen bilgileri teyit etmek için  internet sitelerini aramaya başladım  bilgiler doğru gibi görünüyordu. En doğrusuda bu ile giderek hastaneyi yerinde görmekti ve bunu yaptık tarafıma gelen bilgiler basındaki haberlerle hemen hemen  paralellik gösteriyordu.

Binanın normal hava sirkülasyonu yoktu havalandırma sorunu vardı ve havalandırma tesisatı verimli çalışmadığı ifade ediliyordu Tavan çok basık olup pencereler yeterince havalandırma olanağı vermiyordu
                  
 Konuştuğumuz hastane yetkilisi Asansörlerin bazen sarsıldığı, düzenli çalışmadığı asansör boşluğunun altından su çıktığı, su motoruyla tahliye edildiği bu sorunun çözülemediği,bunun bina güvenliği açısından risk oluşturması münasebeti ile personelde kaygı yarattığını ifade etmişti
Mailde  bu binanın proje aşamasında hastane olarak planlanmayıp sonradan bozulup hastaneye dönüştürüldüğünü bina yapısının bu yükü taşıyıp taşıyamayacağı konusundaki ciddi endişelerin olduğu  bu nedenle personellerin  ve hasta , hasta yakınları arasında güvensizliğe sebep olunduğu yer almakta idi.  
Kafama takılan 3-5 soru var.

1-Hani sağlıkta dönüşülme koğuş sisteminden vaaz geçilecekti ne oldu da geçilemedi? Vatandaş her şeyin en iyisine layıktı? Vatandaş ayrımı mı Yapılıyor?
2-Neden devlet  vatandaşına   batmış olan bir özel kurumun borcunu ödetmek zorunda bırakıyor ve vatandaş neden nitelikli hizmet alamıyor?
3-Bu ülkede çalışan ve vatandaş batan banka ve özel kurumları kurtarmak için mi çalışıyor?
4-Bu ucube bina için zikredilen 20 milyon lira  ödenmişmidir?  Değilse satın alınan rakam ne kadardır?  Bu binanın ortakları kimlerdir? Yada  birden fazla Doktorların ortak kurduğu  çok ortaklı bir şirketmidir?
5-Bu binayı sağlık bakanlığına öneren kimdir?
6- Sağlık bakanlığından bu binanın yerinde tesbitini yaparak bu binanın sağlık kuruluşu olabileceğine dair kim yada kimler imza atmıştır? Yeterince inceleme yapılmışmıdır?
7-Bu binanın satın alma komisyonunda kimlerin imzası vardır?
8-Binanın Bayındırlık Raporu /Depreme Dayanıklılık Raporu varmıdır?
9- Bu hastane olarak kullanıma açılan binanın  tadilatına ne kadar para harcanmıştır
 Değerli sağlık çalışanları adalet her ülkenin vatandaşının her zaman hak aramada kullanacağı yerler olmalıdır.  Sağlık gibi en önemli bir işlemin yapıldığı  kurumlarda ciddiyetsizliğe geçit olmamalıdır.

Bu kurumlar çalışanlarla hasta arasında güvenin tesisi edildiği yerler olmalıdır. Bilindiği gibi ülkemiz deprem fay hattı üzerinde olan bir ülkedir. Kentsel dönüşümden bahseden hükümet yetkililerinin bunu dikkate alması gereklidir.

Binanın içerisini gezdiğinizde sağlık kuruluşundan daha çok otelcilik ve alış veriş tarzı düzenlendiğini hissediyorsunuz.

Ama maalesef ki burada sağlık hizmeti sunuluyor. Burada vatandaş hizmet alırken sağlık çalışanı da hizmet veriyor ama mutsuz çünkü Sağlık çalışanları risk altında çalışmak istemiyor Sağlık çalışanına  bu ortamda çalışmak reva görülmemeli, vatandaşlarımıza standartları yüksek bir sağlık hizmeti  almasının  mutluluğunu yaşamalıdır. Bu yazıyı kaleme aldığım dönemde yine bu hastane manşetlere taşınmıştı. “Sular altında klan hastane “ ,”Hastaneyi Su Bastı” http://www.gazetesaglik.com/hastaneyi-su-basti-haberi-6209.html bu ülkenin bu kadar lüks harcayacak parası ve ucuz ölecek insanları olmamalıdır.

Ölümler olduktan sonra çareler aranmamalı ve teselli oluşumlarından vaz geçilmeli bu binanın bir an önce boşaltılması gerektiği kanaatindeyiz.

Saygılarımla
Hüseyin AYHAN
Aktif Sağlık-Sen
Genel Başkanı

11 Şubat 2014 Salı

10 Şubat 2014 Pazartesi

LİYAKATSIZLIK YOLSUZLUĞU BERABERİNDE GETİRİR

BÖLÜM 1
“LİYAKATSIZLIK YOLSUZLUĞU BERABERİNDE GETİRİR”

Saygıdeğer Sağlık Camiasına, bütün çalışanlara vetüm halkımıza en Kalbi duygularımla şükranlarımı sunuyorum. Malum, ülkemizin gündemi çok yoğun, en son ve en popüler konumuzsa paralel yapı, derin devlet, ayakkabı kutuları, yolsuzluk vb. hala gündemdeki sıcaklığını koruyor. Yazımızı liyakat, sağlıkta yolsuzluk ve sağlıktaki paralel yapıdan bahsederek üç seri halinde yazacağım.

Öncelikle liyakati tanımlamak gerekiyor; Liyakat Arapça kökenli olup, layık olma, yeterlilik, uygunluk, yaraşırlık anlamına gelir. Bu tanımı biraz daha somutlaştırırsak; Örneğin işe eleman alımında, idari makamlara yerleştirilmede, liyakat esası, o işin gerektirdiği bilgi, beceri ve yeteneklere sahip olanların istihdam edilmesini, uygun nitelikte bulunmayanların işe alınmamasını ve atanmamasını ifade eder. İstihdam edilecek kişilerin, akrabalık, dostluk, aynı partiden, ayni cemaatten olma veya ayni siyasi görüşü paylaşma, yandaşlık, soyluluk vb. ölçütlere göre değil; görevin gerektirdiği yeterlilik, nitelik ve yeteneklerin ölçüldüğü, aynı şartları taşıyan herkesin katılımına açık olarak yapılan tarafsız, objektif ve hakkaniyete dayalı bir sınav yoluyla belirlendiği sistem olmalıdır.

Türkiye'de daha çok kifayetsiz muhterislerin (yetenek ve yaratıcılıktan nasibini almamış) sahip olduğu öne sürülen bir özellik. Son yıllarda bazı devlet kurumlarında yaygın hale geldiğini görüyoruz. Şaka gibi ama gerçek !!!  Bay Tufan yada Bayan Tülay mesleğini icra etmek için binlerce insanın arasından sıyrılıp OSYM sınavıyla girmiş, iki dil bilen, doktora/master yapmış insanlar olarak çalışmaya başlayabilirler. Ama acı olan yanı bunların üzerine, lisan bilmeyen, lise mezunu şube müdürleri, daire başkanları atanır yada sadece lisans mezunu diye kasap, fırıncı, berber, zabıta göreve getirilir. Gerekçede hazırdır; Bu atama liyakate dayalı atamadır?? Liyakat!! Böyle bir şeydir bizim ülkemizde.

Yine bir fıkra anlatmak zorundayım. Konuyu daha iyi pekişeceğini düşünüyorum. Bu meşhur fıkradır ve mutlaka içinizde bilenler vardır, hatamız varsa af edile. Ülkenin birinde kral yoldan geçerken adamın biri iş istemiş ve Kral adama sormuş; Mesleğin nedir? Sen ne iş yaparsın? Adam cevap vermiş; NE İŞ OLSA YAPARIM, YETERKİ İŞ OLSUN. Kralda o zaman seni şu kurumun başına müdür yapsamkabul edermisin? deyince, adam çok iyi olur, ben o kurumu çok iyi idare ederim demiş. Daha sonra seni şu orkestraya piyanist olarak alalım dediğinde, ben piyano çalmayı bilmem ki demiş…

Bizim bürokratlar fıkradaki adamın bile yapamadığını yapıyor ve çok güzel piyanoda çalıyorlar!!!! Artık kılavuzlarımız karga ve burnumuz ..….ta. Sağlık işleri ve sağlık politikamız yap-boz tahtasına döndü. Sağlıkta dönüşümün mimarlarından eski bakan “Prf.Dr. Recep AKDAĞ; sağlık çalışanlarının sayısının yetersiz olması nedeniyle “sağlıkta dönüşümün” çalışanların üstüne çok fazla iş yüklediğini söyledi.
Ne yazık ki eski bakan, sağlık çalışanlarının sayısının çok az olduğunu” sağlık sistemi alt-üst ettikten yaklaşık on yıl sonra ve bakanlık koltuğunu bırakınca fark etmiştir!!!..

Biz on yıldır hemen her gün bunu sizlere söyledik ama kulaklarınız duymamıştı, gözünüz görmemişti. Diliniz geçeği söylememek yerine için Lal olmuştu. Sabah şerifleriniz hayırlı olsun!!! Göreviniz bitince bunu söylemenizde aslında Sağlıkta Dönüşümün ne katı kurallarla yapıldığını insanlar dinlenmeden ben yaptım oldu mantığı ile yapıldığını itiraf ettiniz.

Doktor olmanın birinci kuralı nedir? TUS imtihanına girmek ve başarılı olmak değimlidir? Peki şimdi bu imtihanda sıfır bile alamayanlar hangi fakültelerden mezun oluyor ve genel tıp imtihanında 0-40 arası puan alanlar nasıl doktorluk yapabiliyorlar…


Malum bu imtihanı kazanamayanların bir kısmı ‘liyakatları’ dayılarının/siyasetlerinin/cemaatlerinin  nüfuzu  dolayısı ile (!) çeşitli kurumlara bürokrat oluyorlar ve sağlık sistemimizi alt-üst ediyorlar… Bu ülkede bir dönem tıp fakültelerine gidilmeden siyasilerin gücü ile doktor diploması aldılar ve bu doktorlarımız ….. doktorları olarak halen anılıyor acı bir durum değimli?

Üniversitelerdeki akademik yükseltmeler tam bir rezalet haline geldi. Tek bir vaka yayını beş ayrı şehirdeki belirli bir zümrenin elemanları tarafından yapılıyor yada uluslar arası yayınlanmış tezler Türkçeye çevrilerek  kişiler yapmış gibi kabul edildi ve bu insanlar  o yayın/tezlerle  yardımcı doçent, doçent oldular….

Değerli arkadaşlar; Maalesef ve üzülerek belirtmeliyim ki günümüzde liyakat kuralları çok farklı. Sakın kimse beni yanlış anlamasın ve affınıza sığınarak yeni göreve başlamış birinin yanlışlıkla e- mail adresime düşen şu maili paylaşmak isterim. Bu kişi yakın zamanda  hiç anlamadığı bir göreve hastane de müdür olarak atandığını ve tanıdıklarına gönderdiği mailde  aynen şunları ifade ediyor. 

‘Hiçbir şeyini bilmediğim bu kuruma ……abimin hatırı için geldim. Yeni görevimde ülkeme faydalı olabilmek için dualarınızı beklerim bana yardımcı olacak kişi yada kişilerin isimlerini bildirirseniz sevinirim’ diyor. Yani bilime ve ilime ihtiyacı yok, işimiz Allaha kalmış!. Kesinlikle bizim inançlara laf etme gibi bir şey söylememiz söz konusu değil, ama makamlara gelecek kişilerinde için ABC’sini bilmesi gerekli kardeşim. Liyakat olmadığı için bu gün sağlıkta yolsuzluk oranı son on yılda en fazla kurum şeklini almıştır.

Acaba yeni atanan müdür hastane servislerini hasta yakınlarını ziyareti sırasında çalışanları da aynı şekilde görmekten başka bir deyişle her beyaz formalı gördüğünü doktor zannedenler yada adını duyduğu ilaçları eczaneden alıp torbada bakıncaya kadar duymayanlar maalesef hastanelerde o yada bu müdürlüğü görevini yada uzman olarak atanmaktadır!!! Malum olduğu üzere son on yılda sağlık bakanlığı bürokratları fırıldak gibi görevden göreve atanmakta… memurlar o kadar liyakatli ki (!) ne görev olsa yapabiliyorlar, aksini söyleye bilen varmı?

Biz Aktif Sağlık-Sen hiçbir siyasi partinin ne yanı ne sağı ne solu nede karşısıyız biz herkese eşit mesafedeyiz Gerçekleri de söylemekten asla çekinmeyiz. 

Haksızlık karşısında susup şeytanın avukatlığını yapmadık yapmayız da; Hiç etik bulmadığım ve ülkemizin kokuşmuş bir olayıda her hangi bir partinin aday adayı sanki bir makama getirilmek zorundaymış gibi liyakati olmadan makamlara taşınıyor. X Partisinin  milletvekili aday adayı, Yandaş Sendika üyesi E.S bir SGK çalışanı bu kişi kurumca yapılan, şeflik sınavında 100 üzerinden 38 puan aldığı halde SGK  Y İl Müdür Yardımcılığı'na atandı (http://www.memurlar.net/haber/237144/)’… İlçe devlet hastanesi başhekim yardımcısı olan tip doktoru, milyonları ilgilendiren SGK'da alınan kararlardan ne anlar? Liyakat hak getire! İlce başhekim yardımcısı olan bu kişi Y ilinin SGK genel müdürlüğüne roketle geçiş yaptırılmıştır. Unutulmaması gereken en önemli konu “Liyakatsizlik yolsuzluğu da beraberinde getirir.” Sağlık Bakanlığı ve Kurumlarında durum farklımı?  Kesinlikle Hayır, hatta daha korkunç yapılanmalar var. Bu yapılanma öyle bir hale geldi ki artık metastaz yaptı ve dağılmaya başladı. Her şey normal kabul edilmeye başladı her şey gözler önünde olup bitiyor kimse ağzını açmıyor.Nokta kadar menfaat için inançlar yok sayılıyor. Haramla helal bir birine karışmış ve haram artık çok olduğu için her şey mübah sayılmaya başlandı. Şimdide sağlıktan bir iki liyakatsiz atamaya örnek verelim.

Açık Öğretim mezunu olan ve babasıyla kahve çalıştıran S.B. Manisa Devlet Hastanesi idari Mali İşler Müdür Yardımcılığına, Açık Öğretim İşletme mezunu olan ve eşiyle fırın çalıştıran H.S. Ruh Sağlık Hastalıkları Hasta Bakım Hizmet Müdür Yardımcılığı’na, Kıbrıs’ta otelde çalışan A. S. P. aynı hastanede İdari Mali İşler Müdür Yardımcılığına,

Açık Öğretim İşletme mezunu E.S. Manisa Devlet Hastanesi İdari Mali İşler Müdürlüğüne, Beden Eğitimi mezunu O.Y. Merkez Efendi Hastanesi Hasta Bakım Hizmetleri Müdür Yardımcılığına, Sosyoloji mezunu Y.Y. Kula Devlet Hastanesi Müdür Yardımcılığına, Beden Eğitimi mezunu S.A. Kırkağaç Devlet Hastanesi İdari Mali İşler Müdür Yardımcılığına,Ünye devlet hastanesi de buna yakın bir durum söz konusudur.

Lafın özü şu; Sağlık sisteminde 4 Kasım 2013 tarihinde ki 663 sayılı KHK ile  başlatılan “özerkleştirme” projesi, ilginç atamalara sahne oldu. Proje kapsamında, Türkiye genelindeki hastaneler, CEO yöntemiyle idare edilmeye başlandı. Ancak, bu sistemle birlikte, görevde yükselme kriterleri de esnetildi. Bu esneme sayesinde ise, garson, fırıncı ve beden eğitimi öğretmeni gibi sağlıkla ilgisi olmayan kişiler hastanelerde üst düzey görevlere getirilmeye başlandı ve 2011-2012 yıllarında olduğu 2013 yılında da en fazla yolsuzluk sağlıkta yapıldığı tesbit edildi.

"Sağlık Bakanlığı üst düzey bürokrat ve siyasi erkin yakınlarına yönelik basında çıkan yolsuzluk iddiaları Sağlık Bakanlığı'nda görevini onurlu şekilde yapan bürokratları ve tüm sağlık çalışanlarını rencide etmektedir. Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı'nın Nisan 2013 tarihli raporunda, '2012 yılında gerçekleştirilen yolsuzluk operasyonlarında yerel yönetimler ve sağlığın öne çıktığı' görülmektedir. Ayrıca Türkiye'nin, 2013 Yolsuzluk Algı Endeksinde 177 ülke arasından 50 puanla 53'üncü sırada bulunması yolsuzlukların ne kadar genişlediğini ve nerelerden tespit edilebildiğini göstermektedir. 

Yazımızın ikinci bölümünde Ülkemizde sağlık alanında yapılan yolsuzluklar ve bazı kurumlardan örnekler vererek devam edeceğiz.

Saygılarımla
Hüseyin AYHAN

AKTİF SAĞLIK-SEN MANİFESTO

AKTİF SAĞLIK-SEN MANİFESTO
Değerli Sağlık Çalışanlarına ve Kamuoyuna Duyuru
            Son dönemlerde sendikamız olan AKTİFSAĞLIK-SEN ve şahsıma yapılan haksız eleştiriler artık
dayanılamayacak noktaya geldi 24.07.2012 tarihinde Ankara Valiliğinden Kuruluş Evrakı ve 01.08.2012 tarihinde Çalışma Bakanlığından kuruldu evrakı aldıktan sonra sendikamız kurulduğunu ilan ettikten sonra hem sendikamız hakkında hemde hakkımda  o kadar çok şeyler yazıldı ve söylendi ki hep sustuk.Nedeni ise mübarek ramazan ayı içerisinde sabredip sonuçlarını görmek istedik.Hiç bir sitedeki yazıya cevap vermedik.Ama maalesef biz sustukça birileri hem hakkımızda konuşup yazmaya hem de yalan iftiralarını atmaya devam ettiler.
            Evet ben sıkı sivil toplumcuyum;her sendikada bulundum bununla birlikte inanmadığım noktada ayrıldım çünkü ben yalan ve riyanın olduğu yerde  yada  bir kalıpta işlem göremeye hep karşı refleks gösterdim.Yani şeytanın avukatlığını yapmadım.Dün böyle idi bu günde böyle oldu yani rahatı seçmedim gördüğümü gördüm görmediğimi görmedim dedim ve her zaman sağlık çalışanının yanında oldum.Derneğe yada sendikaya üye olup olmadığını sorgulamadan bilgim dahilinde yön gösterdim. Haklı olduklarına inandığımda sonuna kadar yanında oldum.
 İdarelerin yanında durmadım.Yani idareleri karşıma aldım mevcuttakiler gibi biz idareleri karşımıza alamayız diyerek kenara çekilmedik Bu ülkede konuşulamayanları konuştum ve yazdım.Bu ülkede kamu adına oluşan tarafıma gelen bilgileri ilgili mercilerce paylaştım yaklaşık 12 ilde sağlıkta oluşan yolsuzlukların aydınlanmasında ışık tutum.
 Kimseden korkmadım,kimseden icazet almadım,doğru bildiklerimi söylemekten asla geri kalmadım. Çünkü aldığım eğitim ve aile terbiyesi bu şekilde vatan ve milletin,tüyü bitmemiş yetimlerin hakkını korumam öğretildi .Hiç bir zaman makam ve mevkiye önem vermedim hep sıradan yaşamaya çalıştım lükste ve şaşada gözüm olmadı.Benimle çalışanlar bunu bilirler bu benim yaşam tarzımdır.Allah resulü öldüğünde yada Hz Ömer Öldüğünde nesi vardı?
 Allah inancı ve cihat denilen olgu öyle ağızla konuşularak yapılmıyor zoru görünce kaçarak olmuyor orada bulunarak mücadele etmekten geçiyor. Yemin ediyorum ki  şuan herkesin korkusu rahatının bozulmasını istememesidir. Daha önceki yazılarımda da sağlık personellerinin nasıl sindirildiğini yazmıştım.
 Sağlık Camiasında çalışan meslektaşlarımız rahatları bozulmasın diye kolayı seçip oturuyor. Karanlığa küfrediyor hiç bir şey yapılmıyor diyor ama rahatına düşkünlüğünden susuyor ve mevcut bulunduğu sendikalardan ayrılamıyor. Sayın Başbakan Recep Tayip ERDOĞAN’ın şu sözüne sonun kadar katılıyorum “Sanki sendikalar saltanat adamlar oturdularmı  kalkmak bilmiyor  25 sene olmuş halen orada oturuyor”
 İşte bunun içindir’ki bu davada benden daha iyi yapacak ve bu bayrağı daha üstlere taşıyacak birisi bu gün çıksın hemen devretmeye razıyım. Çünkü bu görevi alanlar iğneli fıçının içerisine olduklarını hissetmelidir.Hazreti Ömer(R.A) adaletini unutmamakta fayda var Çünkü insanların hakkını aramak için buralara geliniyor ama hakkının aranması için sendika genel merkezine gelen insanların yüzüne bakılmadan gönderiliyor.
İl,ilçe,hastane temsilcileri insanları sayıma 1 ay kal hatırlıyor ve başlıyorlar vaatleri sırlamaya pasta küçük ama ikram edilecek kişi sayısı fazla başlıyorlar kavgaya,kimin sırtından kime koltuk ve makam veriyorsunuz yada bu kişilerin liyakatı varmı?eğitimi yeterlimi?bakmayacaksınız sonra sı bu kişiler canınızı yakınca (kuyruğuna basılmış kedi gibi) basacaksınız bağlığı yok öyle bağırma onu oraya sen getirdin cezanı çekeceksin.Allahın Adaleti her zaman vardır.İnsan oğlu bunu hem dünyada yaşıyor sonrasında  ahirette yaşamak üzere ölüm sonrasına bırakıyor.
            İllerde teşkilatlanmaya başladık bu durum birilerini o kadar rahatsız etmeye başladı ve temsilcilerimize ve üyelerimize baskı yapmaya başladılar.Demek ki biz doğru yoldayız birileri rahatsız. Öyle ki Sayın Başbakan RECEP TAYİP ERDOĞAN’ın  adını kullanarak AKTİF SAĞLIK-SEN  in kapatılması noktasında talimatlar verildiğini söyleyecek kadar ileri gittiler.Bakın yalan nasıl anlatılıyor “Sayın  Başbakan  RECEP TAYİP ERDOĞAN’ın  demiş ki..!! falan cematin sendikasını kapatmaya çalışırken bu sendika nereden çıktı,Çalışma bakanına talimat vererek araştırın bu sendikayı kapatın” demiş 
Bunu Sayın Başbakan Recep Tayip ERDOĞAN’ın yanına gidelim Sayın Başbakan Recep Tayip ERDOĞAN’ bunu bize ifade etsin. şeref sözü sendikadan ayrılacağım ve bir daha STK larda hiç olmayacağım.
 Bari akıllı yalan söyleyin de insanlar inansın bunu söyleyenler iddialarını ispatlamakla mükelleftir.Bu sözü söyleyenler sizi zor günler bekliyor bu konuyu başbakanlık makamına Sn.Başbakan Recep Tayip ERDOĞAN beye yazdım ve davet istedim verir vermez bu makamın takdiridir.
Ama her yerde bunu deklere edeceğim ve anlatacağım,biz sendika olarak boş oturduğumuzu zannediyorsunuz,ilgili makamlarla görüşmüyormuyuz  zannediyorsunuz. Neden?kirli emellerinize Sayın Başbakanı alet ediyorsunuz.
Bu  cümleleri kullananları yargı önüne mutlak ama mutlak taşıyacağımızı ifade ederken  bu lafı sarf edenler beni çok iyi tanırlar.2-3 üye daha sayınıza katmak için neden yalan söylüyorsunuz? Evet soruyorum bizim zümrelerle olan ironik bağımız ispatlamayan namerttir. Ben her türlü inanca ve düşünceye saygım var ve ona göre değerlendirerek yaşarım bulunduğum yerlerde de buna dikkat ederek davranırım. Ben sendikayı kurarken şucu yada bucu olarak lanse ederek oluşturup kişileri toplamadım yada çıkıp basında ben şucu bucuyum demedim,herkese eşit mesafede olduğumuzu ve herkesle iş birliği içerisinde olabileceğimizi ifade ettim.İnsanlar hep alıştı bir yeni oluşum varsa arkasında ya bir siyaset yada başka şeyler aranıyor.
Ya beyler bu ülkede siyasi düşünce yoksa bu  siyasi partiler kim oy veriyor.Meslek hayatım boyunca hep sivil toplu hareketin içerisinde ya kurucu yada kurucu yönetimde yer aldım hepsinde de aynı sorulara muhatap oldum.Ama insanlar şunu gördü her kes bir siyasi görüşten yada inanç odağından talimatlar almadan da bu sivil toplum hareketi yapa bildiğini ispatladık insanların sivil toplum hareketlerine bakışını değiştirmeye çalıştık ama kısmen başarılı olduk çünkü sayısal oalrak çoğunlukta olan ve lobisi fazla olanlar bu insanları asimile etmeye çalıştı.
            Bu güne kadar ülkede sayıları çok olan sendikalar bu güne kadar ne yaptılar? Sadece üye sayısı artırmaktan ve devletin makamlarını yandaşlarına peşker çekmekten başka ne yaptılar.Dün X sendikası bu gün Y sendikası bu işlemleri yaptı ve insanları sindirdiler Bu koltuklar kimsenin babasın malı değil kimin malını yada makamını kime veriyorsunuz?Korku imparatorluğu kurarak insanları baskılıyorsunuz.
            Daha dün yan yana gelemeyeceğini beyan eden sendika yöneticileri   bir anda baktık ki dirsek temasında ve birlik oldular evet bu korku ,aciziyettir,zavallıktır.Yetki almak için bölücü olarak lanse edilen sendikalardan üye alırken,iş birliği yaparken kırmızı çizgiler ihalal ediliyor  yani yana durmakta neden? Çünkü olayı sadece yetki ve sayıya indirgediler
Bizi bilenler Karanlığa küfür etmeyip mum yakacağımızı bildikleri için kirli oyunlarını oynamaya başladılar kara atmaya başladılar. Bu ülkede sağlık çalışanlarının özlük hakları noktasında olacağımızı bildikleri ve beslendikleri göl kuruyacağı için saldırmaya başladılar ne acı bir durum !! Geçmişte sendikaların içerisindeki yaşanan oyunları çok iyi bildiğimi bildikleri için  insanlara baskı kurmaya başladılar. Beyler  ne yaparsanız yapın bu bayrak düşmeyecek.Size inat bu dav büyüyecek.
Efendim neymiş beni Resul AKAY yönlendirmiş. İspatlamayan namerttir.Bu ülkede sivil toplum yaşayan tek duayeni Resul AKAY dır bunu hiç kimse  inkar edemez. Evet Resul AKAY la tanışıklığımız çok eskidir.Yaklaşık 2 yılda BASK a bağlı Bağımsız Sağlık Sen de .Aksaray il temsilciliği görevini yürüttüm. Kendisi ile tanışıyor olmak ve daha önceleri çalışmaktan dolayı  çok memnun kaldım,bundan asla gocunmadım,ama kendisi ile değil Bağımsız Sağlık Sen içerisinde uyuşmayan fikirlerden dolayı ayrıldım.Ben Resul AKAY ile olan dostluk ilişkim bitmeyecektir.Ama bu şu demek değildir.Bulunduğum yerden  güç olarak oraya geçeceğim bunu söyleyenler hayal içerisindedirler.
Beni bu şekilde eleştirinler geçmişlerine bir baksınlar,yada aynada bir hesaplaşsınlar acaba aynada kendi yüzlerine baka bileceklermi?
Bize çamur atmaya kalkanlar önce kendi bahçelerini ve evlerinin önünü temizlesin,bu güne kadar Tıbbi Laboratuar Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği ve Sağlık Hizmetleri Sınıfı Çalışanları Derneğinde yaptığımız başarılar ortada 2007-2001 yılları arasında düzenli olarak raporları Sağlık Bakanlığı,Başbakanlık ve Cumhur Başkanlığına sunduk,Meslek Kanunlarının  çıkartılması   Sağlık Bakanlığı ile çalıştık. Sağlık Personeli Meslek Oda Kanunu ile ilgili 250 millet vekili ile görüşmeler yaptık halen bu istişareler devam ediyor
 Biz bu memlekette hiçbir insanı ve meslek gurubunu dışlamadık herkesi yaratandan  ötürü kucakladık.mesleklerin çatışmaması için çalıştık ama birileri 2-3 daha fazla üye yapmak için meslekleri iç içe soktular ve kavga eder duruma getirdiler.
657 DMK 36 maddesine eklen cümle ile hizmet alımının önü açılırken susanlar sonrasında hizmet alımlarında sustular  üyelerinin rahatı bozulmasın diye her türlü uygunsuzluğa göz yumdular bu mudur?inanç bu mudur doğruluk?Bu mudur ümmeti müslüman’ın  parasını korumak.Devletin sırtından ağlık yapmak kolay acaba buralar kendi yeriniz olsa bu önerdiğiniz kişileri ve harcadığınız paraları bu kadar rahat harcaya bilirmiydiniz.? Liyakatına bakmadan insanları kurumunuza alırmıydınız? ve bu kadar yetkiler vere bilirmiydiniz? Yada birim değişikliği yaparmıydınız? Ama devletin sırtından ağlık yapıp makamları dağıtıyorsunuz ama bunun hesabı kesinlikle ama kesinlikle sorulacaktır.
Şunu tekraren ifade etmem gerekirse eğer  teşkilatlanma sırasında il,ilçe hastane temsilcisi yada üyelerime her hangi bir şekilde tehdit edilir ve yeri değiştirilirse sonuna kadar yargı yolunu kullanacağımı bunun bedeli bana neye çıkarsa çıksın yapacağımı buradan kamu oyuna deklere ediyorum.Ben hiç bir zaman dalaşmadan yana değilim ama dalaşmaya girildiğinde gözüm daldan budaktan esirgemem bu tecrübe ile sabittir.
 Bizleri  X bir cemaatinin sağ olarak niteleyen bazı sendikaların  ne konuştuklarını bilmiyorlar çünkü hırs ve  gözlerini kapamış inançtan bahsediyor bir dönem orada olduklarını hata orada yetiştiklerini söylüyor ama  X cemaatine çamur atmaktan geri kalmıyor.Kimse bizim yönetim kadromuzu incelemediği çok net ortada biz tek kalıp bir sendika değiliz içimizde her düşünceden  ve inançtan yönetici mevcuttur.Ne yani  X cemaatinin düşüncesinin fikrini benimsemek suçmu? Yada o düşüncede olanlarla ortak hareket  edemezmiyiz? Sizler her türlü hileli yolu denerken her şey mübaah  bizler dersek ki bizde saygı duyuyoruz o zaman bize günah yok öyle bir dünya…
 Sağlık personelleri adına kurulacaksınız ama sağlık personellerinin sorunu dinlemek yerine sendika başkanlığı seçimini düşüneceksiniz.ve şuan benim sorunum seçimler diyeceksiniz unutmayınız her şeyin başlangıcı ve mutlak bir sonu var .Tarih hep tekerrürden ibarettir .Önemli olan tarihten ders alabilmektir.
 Eğer Allah ömür verirse ve sağlık çalışanları bize katılım sağlarlarsa and olsun ki  bu saltanatı sağlık çalışanlarını eğiterek çökerteceğiz.Bunu gerekirse kurum kurum gezerek yapacağız .Lüks otellerde ve alemlere akıtarak yaptırmayacağız.Adına’da eğitim demeyeceğiz. Üyelerinin eğitimi için gerekirse illerinde saha eğitimi yaparak eğiteceğiz..Eğitim camiasından hocalar ile iş birliğine girerek sağlık personellerinin eğitimini sağlayacağız.Korkan değil konuşan sağlık personellerini sağlık camiasına katacağız.
Kendimiz gibi düşünmeyenleri yerle bir etmek için seçimleri iptal etmeyeceğiz delege kimi istiyorsa onu seçecek .Biz buna demokrasi diyoruz ve biz sendika olarak demokrasiyi savunuyor ve bunu başarıyoruz..Çok sesliliğin olduğu yerden hiçbir zaman zarar gelmemiştir. Fikrilere kapalı olmak sadece benim dediğimi olur diyen krallıklar ve beyinlerde olur.Siyasilerimiz çok seslilikten bahsediyor ama asla buna tahammül edemiyor buda çok yaman bir çelişki yani buda duruma göre demokrasi bunu bu millet daha önce yaşadı artık tekrar tekrar denemenin bir mantığı yok.
 Yukarıdaki Manifesto olarak yayınlıyor ve ilgi Sendikaların Genel Merkez ,İl,İlçe,Hastane Teşkilatlarına  uyarı olarak yazıyoruz.
Elimizdeki mevcut dilekçeleri kullanmak istemiyoruz.Eğer İl Temsilcisi,İlçe temsilcisi ve Hastane Temsilcisi ile Üyelerimize baskı ve tehditler devam eder ve tekrarlarsa yargı yolunu kullanacağımızı bilgilerinize sunarız sağlık Çalışanlarına ve Kamuoyuna Duyurulur


                                               Hüseyin AYHAN
                                               Aktif Sağlık-Sen
                                                 Genel Başkanı